Ehdader
08 Eylül 2010, 12:32:54 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: SMF - Henüz Yeni Yüklendi!
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nebi Ve Resul kavramının tanımı ve mahiyeti ;  (Okunma Sayısı 397 defa)
hakkulbeyan
Ziyaretçi
« : 29 Ağustos 2009, 10:12:23 »

Nebi Ve Resul kavramının tanımı ve mahiyeti ;

Bu başlık altında Nebi ve Resul kavramlarının tanımını mahiyetlerini, Nübüvvet ve Rİsalet kavramlarının mahiyetlerini okuyacaksınız ;

Euzbillahimişşeytanir raciym BismilAllah İr Rahman İr Rahiym

Şimdi bu kavramları izah ederken iki farklı açıdan tanımlamak istiyorum

1. Hilkat ve yaradılış boyutu ;

Yüce Allahımız Ehadiyetinde ,iken yani bilinmez iken  ,bilinmek istemiş ve Kün diyerek ilk tecceliyi muhabbetle  başlatmıştır ;

Bu kün tecellisini ilk anlayan ,ilk idrak eden ve muhabbetle ona ilk mukabele eden Nuri Muhammedi (S.A.V)  olmuştur . bundan dolayıdır ki hakikat manada ilk NEBİ'miz ResulAllah Efendimizdir. Ama ikinci bakış açısından baktığımızda hatemin Nebi'dir de aynı zamanda .

işte ilk nübüvvetin anahtarı buradadır, daha hiç bir mahlukat yok iken , hepsi henüz kün tecellisini idrak edememiş anlamamış , tepki vermez iken onu ilk anlayan Nuri Muhammedi Nebi olmuş ve ilk Nübüvvet görevine başlamıştır.Yani onu idrak edip ,tanımak  anlamak , bunu yaparken de Hakkın aynısı olarak yapmak.

Fakat Nebilerde Nebilik Resullukle birliktedir, Yani Her Nübüvvet görevinin bir de Risalet görevi vardır ki ;

Bu görevde şudur ; Hakkın Aynısı olan ve onun tecellisine ilk karşılık verip idrak eden Nuri Muhammedi(S.A.V) , Aynı Hak olduğu için oda Tecelli etmiş ve kün emrine iştirak etmiştir , bu iştirak Risalet görevinin başlama iştirakidir, Nuri Muahmmedi'nin bu aynı hak tecellisi sayesinde bir silsile içinde tüm alemler Hakkın tecellisini tanımış anlamıştır,

Burada Risalet görevi olmasaydı , yani sadece Nübüvvette kalınsaydı Ne alemler olur , ne yaratılan hiç bir yaratık olur, ne de bizler olurduk , çünkü bizler ilk tecelliyi anlayacak istidada sahib değildik,onu sadece Nuri Muhammedi anladı, Risalet göreviyle de bizlerin de anlamasını idrak etmesini sağladı ki bizler de var olduk,

işte halikiyet açısından Nübüvvet Ve Risalet budur , ikisi ayrılmaz bir bütündür ,

Bu konuyu bir giriş olarak yazdım zaten tasavvufun önemli bir kısmı ilk yaradılış kısmını anlatmaktadır , bu olayı ve bundan sonra olan tecellilerin sırasını Muhiddini Arabi Hazretler , Abdul Kaadiri geylani Hazretleri çok güzel anlatmışlardır,

anahtarı benden kapıyı açması sizden ;

2- İmtihan alemi boyutu ;
Alemler yaratıldıktan ve uygun koşullar halifenin yaradılışı için hazırlandıktan sonra Allahımız Hz. Ademi yarattı ve ona eşyanın hakikatini öğretti  , azazil de  lain(şeytan) ismini aldı ( konuyu uzun uzun yazmıyorum) 

Hal böyle iken lain Hz Ademin ayağını kaydırarak esfali safiline inmesine sebeb oldu ki , Adem A.S 'ın tevbesiyle Allah u Teala şerleri hayır etmiş , mekredenin mekrine cevap vermiş oldu. İblisi Lain bir Ademi zor hazmederken Binlerce ademin gelmesine neden olmuştu aslında bu kötülüğü ile ama hakikati göremez . Bu olayla Hz Adem nefisini tanımış ve ona zulum ettiğini anlamıştır,(Nefsi sultani den bahs ediyorum adi nefsden değil) , tabii bu nefsini tanıma sonucu benlik de zuhur bulmuş idi, kolay mı yakınlık makamından uzaklık makamına düşmek ...

Bu olayla da Toprak bedenimizin ilk Nebisi ve Resulu Hz. Adem oldu.
 
Hz. Adem ünsiyet sahibi idi ve vahy alıyordu ,dolayısı ile hikmet sahibi idi , esafali safilinde nasıl yaşanması gerektiği konusunda Allahımız vahy indiriyor ,anahtarları veriyor O'da bunu tefekkürü ile sentez ediyor uyguluyordu....

İşte ilk nübüvvet görevi de budur , esfali safilinde nasıl yaşanabileceği ,nasıl benlik ile Hakka ayn olabileceği  nasıl Allaha ibadet edilebileceği gibi şeriati ve hakikati konuları idrak etti, öğrendi , belledi ,

Ama kendisi bu öğrendiklerini kendine saklamadı , hemen Risalet görevini yerine getirmeye başladı , Önce Hz Havva'ya anlattı , onun da yapmasını inanmasını anlamasını sağladı , sonra da tek tek evlatlarının ....

Peki sonraki Nebiler nasıl Nebi oldu diyeceksiniz ;

Buyrun onuda şöyle ifade edelim ;

Hz Adem'in getirdiği şeriati ve hakikatı kavramlar zaman geçtikçe Nefsine zulmeden , dünya hayatının heva ve hevesine dalan , Hakikatı ölümü unutan, insanoğulları tarafından unutuldu, çarpıtıldı ,bunları hatırlatıcı Resul ve Mürselleri ise şehid ettiler veya dinlemediler,  öyle bir duruma gelindi ki hakikatı hatırlayan neredeyse kimse kalmadı diyebiliriz , kalanlarda küllü değil cüzzi hatırlıyorlardı ,

İşte böyle bir zamanda Allahımız tekrar RAHMET OLARAK yeniden Bir NEBİ gönderdi ; 
Burada Nebilik unutulmuş ve tahrife uğramış olan şeriatın ve hakikatın yeniden sıfırdan gün yüzüne çıkmasıydı ;

Bunu yani bu kadar tahrif olunmuş , hakikatın kırıntıları kalmış bir durumdan kurtuluşu ancak Nebiler yapabilirler ;

İşte bu yüzden diğer gelenlerde aynı şekilde gelmişler ve NEBİ olmuşlardır ;

Yani Hakikatı başka kimsenin yapamayacağı şekilde SIFIRDAN direk Allah ile ünsiyyet kurarak vahy alarak tekrar gün yüzüne çıkarmak ve yeniden Hakikatı anlamak .

Peki Bu anlamak , idrak etmek , doğruyu bilmek Nebi Görevi ise Resulluk ve Risalet nedir ?
Bunların diğer insanlara anlatılması , onlara benimsetilmesi , sevdirilmesi , görevi Risalettir bunu yapan kişiler de Resullerdir.

Dolayısı ile her Nebi Resuldür, ama her Resul Nebi değildir,

çünkü NEBİLER dışındaki Resuller kendilerinden önce gelen NEBİNİN dediklerini hatırlatıcı , hakikatı NEBİlerin ve dolayısı ile Hakkın istediği gibi anlatıcı zatlardır.

Bu böyle REsulAllah efendimize kadar gelir ;

Resulallah efendimizde de aynı tecelli olur ama bir farkla , artık NEBİ gelmeyecektir ;
Çünkü o Kuranı Kerimde ve hadislerde bildirildiği gibi Hatemin Nebidir , Yani Nebilerin sonuncusudur,

Zaten Allahımız bir daha azgınlık ve hakikat dışına çıkıldığında ki buna kıyamet alametleri de denir ( küçük kıyamet alametleri ) kıyametin kopacağını müjdelemiştir , bunun nişanesi de Büyük Kıyamet alametleridir;

Nebilerden sonra Resuller gelmiştir , kaç tane geldiğini bilemem sayılarını Allah bilir ama Resullerin sonucusunun Mehdi A.S olacağını rahatlıkla ifade edebilirim , oda Hatemin Resul olacaktır ;

Bu Resulluk Yeniden şeriat getirmek yada ResulAllah'ı reddetmek değil , yeniden sünneti seniyeyi ihya etmek , Kuranı Kerimin şeklen kalmış simasını Kalbe nakşetmek , ruhsuz bedene Ruhun gelmesiyle hareketlenmesi gibi onu yeniden İşlevsel ve bütünleştirme amaçlıdır. 


Şimdi bazı itirazları duyar gibiyim peki Musa A.S ile Harun A., İbrahim A.S ile İsmail A.S onlar aynı devirde yaşamış Nebi Ve Resullerdir diyeceksiniz bu tanımınıza ters düşmüyor mu diyeceksiniz ;

Hayır düşmüyor Harun A.S 'ında İsmail A.S'ında Nübüvvet görevlerine katkıları olmuştur yani şöyle ki , İbrahim A.S'ın rüyası ile İsmail A.S'ın şeceati ve imanı olmasaydı kurban emri gelir miydi ?

Bu emrin gelmesi İsmail A.S'ın katkısıyla olmamış mıdır ? Bakınız buda benim yazdığım Nübüvvet tanımına uymaktadır, Benzer Örnekler Harun Ve MuSa A.s örneğinde de mevcuttur.

Şüphesiz en doğrusunu Allah'ımız Ve ResulAllah'ımız bilir.
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!